İç haberler

“Siyaset verimsizlik üretiyor”

useful link persönliches singlehoroskop kostenlos hook up hats http://www.3www2.de/marcipanu/769 medical school dating reddit site de rencontre pour fan de kpop http://sport-hippique.nl/malynok/7484 buzzfeed dating privileges revoked site rencontre handicapа“ТЉ sа“ТЉrieuse important link Eski Başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer, politik hırsın ve ikbalin siyasetin belirleyicisi olduğuna dikkat çekerek, bu geleneğin artarak devam ettiğini kaydetti


Soyer, ülkedeki temel sorunların özlü bir şekilde tartışılıp çıkış yolları aranmadığı sürece, aynı şekilde sürekli ve devamlı sorun olarak karşımıza çıkacağını kaydetti

Soyer, nüfus konusunda süratle yapılması gerekenin yeni vatandaşlık yasası ve beyaz kimlik uygulamasının derhal yasallaşması olduğunu söyledi. Soyer, Meclis’te bulunan tüm siyasi partilerin ortak payda üretmesinin zorunlu olduğunu kaydetti

Soyer, bunun yanında başlatılan ve devam ettirilmeyen çalıştırılan, ancak sekteye uğrayan kayıt altına alma işleminin de çalışma hayatında tavizsiz olarak uygulanması gerektiğinin altını çizdi

Soyer, bu nedenle ortak akla ihtiyaç olduğunu ifade ederek, siyasetin ne yazık ki verimsizlikten başka bir şey üretemediğini söyledi. Soyer, politik hırsın ve ikbalin siyasetin belirleyicisi olduğunu belirterek, bu geleneğin artarak sürdüğünü ifade etti

Soyer, “ben ne olacağım?” meselesinin “toplum için ne yapacağız?” meselesine dönüşmesi gerektiğine vurgu yaparak, bu durumun sağ sol fark etmediğini, siyasetin toplamında olduğunu belirtti

Son günlerde tartışılan özelleştirmeler hakkında ise Soyer, hayata geçirilmesi planlanan projelerin halkın önüne konması gerektiğini ifade ederek, şimdi yapılmakta olan tartışmanın denizdeki balığın pazarlığı tartışmasından öteye gitmediğini söyledi

Deniz ABİDİN

Eski Başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer, ülkedeki temel sorunların özlü bir şekilde tartışıldığı ve çıkış yolları aranmadığı sürece aynı şekilde sürekli ve devamlı sorun olarak karşımıza çıkacağını kaydetti. Soyer, nüfus konusunda süratle yapılması gerekenin yeni vatandaşlık yasası ve beyaz kimlik uygulamasının derhal yasallaşması olduğunu söyledi. Soyer, Meclis’te bulunan tüm siyasi partilerin ortak payda üretmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Soyer, bunun yanında başlatılan ve devam ettirilmeyen çalıştırılan, ancak sekteye uğrayan kayıt altına alma işleminin de çalışma hayatında tavizsiz olarak uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Soyer, ekonomik konularda döviz krizinin büyük ölçüde yaşandığı ve ekonomik olarak varlığını üretim dışı alanlara endeksleyen inşaat sektörü, hizmet sektörü çerçevesindeki bu krizin felakete yol açmakta olduğunu söyledi. Soyer, 1 milyar 700 milyon dolar ithalatın olduğunu belirterek, yan mamül maddeler olduğu gibi gıda ve diğer farklı noktalara da şekillenmekte olduğunu söyledi. Soyer, Türkiye’de yeni ekonomik programın krizden çıkmak için getirildiğini belirterek, en ilgi çekici noktasının küçük baş hayvancılığın desteklenmesi olduğunu belirtti. Soyer, yıllardır liberal ekonomi diye diye tarımda verimliliği ve üretkenliği göz ardı eden politikalarla büyük bir çıkmaz yaşandığının ilanı olduğunu söyledi. Soyer, bu programın bizde de yıllardır aynı modeller uygulanmasının yarattığı sıkıntıların yaşanmakta olunduğuna dikkat çekerek, bundan dolayı bu konunun süratle ele alınmasının gerekmekte olduğunu kaydetti.

“Verimsizlikten başka bir şey üretemiyoruz”
Ferdi Sabit Soyer, bu nedenle ortak akla ihtiyaç olduğunu ifade ederek, siyasetin ne yazık ki verimsizlikten başka bir şey üretemediğini söyledi. Soyer, politik hırsın ve ikbalin siyasetin belirleyicisi olduğunu belirterek, bu geleneğin artarak devam ettiğini kaydetti. Soyer, “ben ne olacağım?” meselesinin “toplum için ne yapacağız?” meselesine dönüşmesi gerektiğine vurgu yaparak, bu durumun sağ sol fark etmediğini, siyasetin toplamını kapsadığını kaydetti. Soyer, Meclis içinde de dışında da durumun aynı olduğunu ifade ederek, “ben ne olacağım?” anlayışının “neyi, nasıl yapacağız?” anlayışının önüne geçtiğini söyledi. Soyer, bu nedenle bu kültürün sorgulanması gerektiğini belirterek, Kıbrıs konusunda ekonomik ve sosyal gelişmenin bağlantılı olduğunun bilinmesi gerektiğini kaydetti.

“Anastasiadis’in çizdiği ve belirlediği gündemin odağındayız”
Soyer, şöyle devam etti, “Kıbrıs konusundaki tıkanıklığın da aşılması için çaba harcamalıyız. Şu anda Anastasiadis’in Kıbrıs Türk toplumuna kurduğu tuzağın ortasına düştük. Anastasiadis’in gündemi üzerinden helak oluyoruz. Federasyon dışı seçenekleri tartışıyoruz. Anastasiadis’in çizdiği ve belirlediği gündemin odağındayız. Güney Kıbrıs ise en son Lübnan ile üçlü zirve yaptı. Mısır, İsrail, Ürdün ve Lübnan ile de üçlü ittifaklar kurarak bu bölgede müthiş bir diplomatik zincir oluşturmuştur. Bu diplomatik zincirin hem siyasi hem de ekonomik boyutu vardır. Ama biz kafamızı kuma soktuk, “AB ve de BM ile demokratik bir açılım nasıl olmalı?” diye Anastasiadis’in çizdiği gündemin kör kuyusu içinde elimizde değnek birbirimize vurmakla uğraşıyoruz. Verdiğimiz bütün beyanatlar da Saray Önü beyanatından öteye gidememektedir. Geçtiğimiz ay Güney Kıbrıs BM’de dünyadaki barış gücünün görevleri konulu konferansa katıldı. Biz ise Saray Önü’nde sadece BM’ye ve barış gücüne sövüp saymakla uğraştık. Dolayısıyla tüm bunları çok sakin bir kafayla ve toplumsal tüm kesimler arasında ve de siyasi güçler arasında ülke, toplum ve insan menfaatini düşünerek ortak payda arayışı ve ortak fikirler üretebilme kabiliyeti ile geliştirmemiz gerekmektedir.”

“Cumhurbaşkanlığına aday değilim”
Soyer, 2020 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi için aday olacağı yönünde çıkan söylemler konusunda, “aday değilim, hatta konuşulmasından bile rahatsızlık duyuyorum” dedi.

“Kılıçla gelen kılıçla gider”
Son günlerde tartışılan özelleştirmeler hakkında ise Soyer, hayata geçirilmesi planlanan projelerin halkın önüne konması gerektiğini ifade ederek, şimdi yapılmakta olan tartışmanın denizdeki balığın pazarlığı tartışmasından öteye gitmediğini söyledi. Soyer, denizdeki balığın pazarlığıyla bir yere varmanın mümkün olmadığını belirterek, o nedenle ne yapmak isteniyorsa yapılmak istenenin en şeffaf bir şekilde topluma açıklanması gerektiğini kaydetti.
Soyer, kamu özel ortaklığının nasıl olacağıyla ilgili detayın ortaya konularak, eleştirisi olanların bu çerçevede görüşlerini net olarak ifade etmeleri gerektiğine vurgu yaptı.
Soyer, şöyle devam etti, “Bugüne kadar yapılan özelleştirmelerin topluma faydası olduğunu ben görmedim. Ercan ile ilgili olarak pozisyon ortadadır. Petroller özelleştirildi. Kalite ya da rekabet mi gelişti? Hayır. Sermayeniz olmayabilir ama bu yabancı ya da özel sermayenin nereye nasıl gireceği ile ilgili konular hakkında politika üretilmelidir. Bugün acı gerçek yerel gelirlerin cari giderleri karşılayamamasıdır. Türkiyeden gelen destek gecikti. Hükümet yerel gelirlerle cari harcamaların bir kısmını karşıladı. Bu bir başarıdır. Hükümet T&T şirketinden alacağı parayı 10 gün evvel avans olarak aldı. Sorun budur. Ancak ben şunu belirtmek isterim ki 13’üncü maaşlar ödensin diye Ercan’ın özelleştirilmesini yapan Sayın Tatar, o dönem buradan para alarak maaşları ödedi ama KDV’leri alamadı. O dönem ben eleştiri ile birlikte hepsine destek verdim. Bunun demagojisini yapmadım. Bunun üzerinden hükümeti düşürmeye çalışmak çok basit bir politikadır. Ercan Havaalanı neden özelleştirildi? Çünkü özelleştirmeden gelecek gelir ile kamu borçları ödenecekti. Ancak acı gerçekşu ki yalnızca maaşlar ödendi. Şimdi o dönem bu acı gerçeği yaşayan maliye bakanının ana muhalefet partisi başkanı olarak hukuksuzluk diyerek hükümeti düşürmek niyetiyle bunu istismar etmesini şık ve vicdani bulmuyorum. Kılıçla gelen kılıçla gider. Sen bu metodla gidersen ve hükümet olursan aynı politikayı sana muhalefet de yapacak. Bu zor günleri aşmak için birbirimize destek olmalıyız.”

Related posts

“En büyük sorun yolsuzluk ve rüşvet”

Yerli işgücü göç yollarında

Kefaleti yatıramadılar cezavine gittiler

Rashod Hill Jersey Will Butcher Jersey